öğrencimi siktim

ireksiyonun döner başlığı avucumun içinde terliyor. Arabanın içindeki hava kilitlenmiş gibi, dışarıdaki güneşin sıcaklığıyla camların buğusunun birleşmesiyle boğucu bir atmosfer yaratıyor. Yan koltukta oturan Selin, elleri dizlerinde kenetlenmiş, öne bakıyor. İnce bacakları, dar kot pantolonunun içinde gerilmiş, her vites değiştirdiğimde ayağının debriyaja basışı sertleşiyor. Öğrencim. Sadece bir öğrenci. Ama bugün bir şeyler değişmiş gibi. Sessizlik, sadece motorun uğultusuyla dolduruluyor.

Kırmızı ışıkta duruyorum. Araba titreyerek yatayda sallanıyor. Selin hafifçe öksürüyor, boğazını temizliyor. Gözümü yoldan ayırıp ona bakıyorum. Yüzü hafifçe kızarık, saçları ensesinde yapışak. Ellerini birbirine ovmaya başlıyor, gerginlik parmak uçlarından damarlarına doğru yükseliyor. Onun bu halini, bu iç sıkıntısını fark edince elim vites topuzundan kayıyor, kontrolü bir an için kaybediyorum gibi hissediyorum. Ama hayır, ben kontrolü elinde tutuyorum.

Trafik ışığı yeşile dönüyor. Yavaşça kalkıyorum, vites geçişlerinde elim Selin’in bacağına sürtünme riski taşıyor. İlk kez fark ediyorum; o sürtünme tesadüf değil. Selin bacağını hafifçe içeriye doğru çekiyor, dar alanı daha da daraltıyor. Benim elim vites kolunu kavradığında, bileğim ince baldırının dokusuna değiyor. Sert, sıcak bir ten. Kalbim göğüs kafesime vura vura hızlanıyor. Bir sonraki vitese geçerken elimi bilerek daha uzun orada tutuyorum, bileğimin o tenin üzerinde süzülmesine izin veriyorum.

Selin sesini çıkarmıyor ama nefes alışı hızlanıyor. Gözlerini yoldan ayırıp bana bakıyor, bakışlarındaki o çekingenlik yerini meraka bırakıyor. O bakış, bir soru işareti gibi havada asılı kalıyor. Ben ise o soruyu cevaplamak yerine eyleme geçiyorum. Vitesi boşa alıyorum, elimi vites topuzundan çekip Selin’in bacağının üzerine koyuyorum. Önce hafifçe, bir rüzgar gibi dokunuyorum. Tensel bir elektrik şoku gibi bir tepki vermiyor ama kasılmıyor da.

Elimi yukarı doğru kaydırıyorum. Kot kumaşın sert dokusu altında bacağının sıcaklığını hissediyorum. Parmaklarım, kumaşın dokusunu takip ederken Selin hafifçe iç çekiyor. Bu ses, sadece bir nefes alma değil, bir izin sinyali. Elimi daha da yukarı taşıyorum, kalçasına doğru. O an, Selin bacaklarını hafifçe açıyor. Bu hareket, dünyadaki tüm kuralları yıkmaya yetiyor.

Elimin avucu, Selin’in bacaklarının arasındaki sıcaklığa değiyor. Kot pantolonun cırt cırt sesi yankılanıyor ama o sesin arkasında daha derin bir ses var. Selin’in vücudunun verdiği tepki. Elimi, pantolonun üzerindeki o hassas bölgeye yerleştiriyorum. Kumaşın ısısı artmış, nemli bir bölge oluşmuş. Selin’in amı, ıslaklığını kot kumaşına geçirmiş durumda. Bu ıslaklık, sadece bir kumaş lekesi değil, Selin’in içindeki yangının dışarıya sızan kanıtı gibi.

Parmağımı o ıslak bölgeye bastırıyorum. Selin’in vücudu titriyor, bacaklarını daha da açıyor. Parmaklarımın ucundaki nem, Selin’in arzusunun somut kanıtı. O ıslaklık, benim elimi yutarcasına emiyor. Selin’in gözleri kapanıyor, kafasını yana eğiyor. Bu pozisyon, tam bir teslimiyet. Ben ise o teslimiyeti, o ıslaklığı hissederek kendimden geçiyorum.

Arabayı kenara çekiyorum. Motoru durduruyorum ama içindeki ateş hiç sönmüyor. Selin’e dönüyorum, yüzündeki o kızarıklık artmış, gözleri parlıyor. Elimi hala bacaklarının arasında tutuyorum, o ıslaklığı hissederek.

“Otele gidelim,” diyorum, sesimde bir istek, bir emir var.

Selin başını iki kere sallıyor, sözlerini beklemiyor. Arabayı tekrar sürmeye başlıyorum ama bu kez sadece bir yere gitmiyoruz, bir sonraki adıma atılıyoruz. Selin’in bacaklarındaki o ıslaklık, aklımı başımdan alıyor, direksiyonun başında elim titriyor ama yolumuza devam ediyoruz.

Otelin koridorunda yürüyoruz, ayak seslerimiz halının altında boğuluyor. Anahtarı odaya taktığımda kapı tıkırtısı gibi açılıyor. İçerisi loş, yatak odasının havası ağır basıyor. Selin içeri girer girmez elinden tutup kendime çekiyorum. Kapı arkamızdan kapanıyor, dünya dışarıda kalıyor, sadece ikimiz ve bu oda kalıyor.

Selin’i yatağa itiyorum. Yayların cızırtısı yankılanıyor. Üzerine eğiliyorum, dudaklarım boynunda geziniyor. Selin’in elleri gömleğimi sıyırmaya çalışıyor, acelesi var, sabırsız. Gömleğimin düğmelerini koparırcasına açıyor, göğsümdeki tüylerin arasından parmaklarını geçiriyor. O dokunuşlar, ateş gibi yakıyor.

Selin’in gömleğini çıkarıyorum. Sütyeni yok, göğüsleri havada duruyor, uçları sertleşmiş. Memelerini ağzıma alıyorum, emiyorum, dişlerimi hafifçe geçiriyorum. Selin inliyor, başını geriye atıyor. O inleme, sadece bir zevk sesi değil, bir istek çığlığı.

Kot pantolonunu sıyırmaya başlıyorum. Fermuarı aşağı çekiyorum, kumaşın bacaklarından ayrılması sesi odanın içinde yankılanıyor. Selin yardım ediyor, kalçasını kaldırıp pantolonu tamamen çıkarıyor. Şu an sadece külotuyla yatağın üzerinde duruyor. O külotun üzerindeki ıslaklık lekesi, arabadakinden daha büyük, daha belirgin.

Külotunu yana çekiyorum. Selin’in amı, tam önümde duruyor. Dudakları şişkin, pembe ve ıslak. O ıslaklık, bir nehir gibi akıyor. Selin bacaklarını tamamen açıyor, beni davet ediyor.

“Yala,” diyor Selin, sesi titriyor ama emin.

Yüzümü Selin’in amına gömüyorum. Dilimi o ıslak dudakların arasında gezdiriyorum. Selin’in tadı tuzlu, ekşi, tam bir afrodizyak. Dilimi derinlere sokuyorum, Selin’in sırtı kavisleniyor, elleri saçımı kavruyor, bastırıyor. Amının suları yüzüme akıyor, Selin’in zevk çığlıkları odanın duvarlarına çarpıp yankılanıyor.

Dilimi klitorisine getiriyorum, hızlıca dairesel hareketlerle uyarıyorum. Selin’in vücudu titriyor, kasılıyor. Ben daha da hızlanıyorum, dilimi amının derinlerine sokup çıkartıyorum. Selin’in boşalması yaklaşıyor, kasıkları kaskatı oluyor.

“Boşalacağım!” diye bağırıyor Selin, sesi boğuk, arzulu.

Selin’in amı kasılıyor, sıvılar fışkırıyor. Ben hepsini yutuyorum, yüzümü o sıcak sulara bulaştırıyorum. Selin titreyerek yatağa düşüyor, nefes nefese.

Ama Selin dinlenmek istemiyor. Hemen doğruluyor, üzerime atlıyor. Göğüslerimizin teması sıcak, terli. Benim pantolonumu sıyırmaya çalışıyor. Fermuarı indirmesi zorlaşıyor ama inatla uğraşıyor. Sonunda pantolonumu ve boxerimi aşağı çekiyor. Yarağım havada zıplıyor, sert ve damarlı.

Selin yarağımı gördüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Elini uzatıp dokunuyor, parmakları damarları takip ediyor.

“Bunu içimde istiyorum,” diyor Selin, sesi sadece bir fısıltı ama içindeki yangın o kadar yüksek ki.

Selin yarağımı ağzına alıyor. Önce ucuyla oynuyor, dilini delikten geçiriyor. Sonra tamamını yutmaya çalışıyor ama alamıyor, boğuluyor. Gözleri yaşarıyor ama vazgeçmiyor. Başını ileri geri sallıyor, yarağımı ağzının derinlerine sokup çıkartıyor. Tükürükleri yarağımı süzülüyor, Selin’in ağzı sıcak bir mağara gibi.

Ben saçlarını tutup kontrolü eline alıyorum. Kafasını bastırıyorum, yarağımın tamamı ağzına giriyor. Selin boğuluyor ama zevk alıyor. Bu acı ve zevk karışımı, Selin’in yüzünden okunuyor.

“Yeter,” diyorum, Selin’in kafasını geri çekiyorum. “Hazır mısın?”

Selin başını sallıyor, gözlerindeki o azgınlık artmış. Sırtüstü yatıyor, bacaklarını açıyor. Amı hala sırılsıklam, beni bekliyor.

Üzerine eğiliyorum, yarağımı Selin’in amının girişine yerleştiriyorum. Selin’in nefesini tutuyor, kasıkları geriliyor. Yavaşça içine giriyorum. Selin çok sıkı, bekaretini koruyan o zıt kaslar beni dışarı itiyor ama ben zorluyorum.

Bir anda sertçe ilerliyorum. Selin çığlık atıyor, tırnakları sırtımı çiziyor. Kan, hafifçe akıyor ama Selin dur demiyor.

“Devam et,” diyor, sesi çatallanıyor. “Daha sert.”

Yarağımı Selin’in içinde gidip gelmeye başlıyorum. Selin’in amı sıcak, sıkı ve ıslak. Her darbede Selin’in vücudu titriyor, inlemeleri artıyor.

“Siktir beni Samet! Daha sert, daha derin!” diye bağırıyor Selin.

Tempomu artırıyorum. Selin’in amı beni yutarcasına kasılıyor. Selin’in boşalması tekrar yaklaşıyor, bu kez daha şiddetli. Amının duvarları yarağımı sıkıca sarıyor.

“Ben de geliyorum,” diyorum, nefesim kesiliyor.

Selin’in içine boşalıyorum. Sıcak döllerim Selin’in derinlerine doluyor. Selin de aynı anda boşalıyor, amının suları yarağımı ve yatağı ıslatıyor. Birlikte titreyerek yatağa düşüyoruz.

Selin hemen toparlanıyor, yanımıza yatıyor. Elini yarağımı götüriyor, tekrar sertleşmesini sağlıyor.

“Hala bitmedi,” diyor Selin, gözlerindeki o azgınlık hiç bitmeyecekmiş gibi. “Beni daha çok sik.”

Selin’in bu tükenmez arzusu, beni tekrar ayağa kaldırıyor. O, tatmin olmak bilmeyen bir orospu ve ben onu doyurmak için buradayım.