Temizlikçi Türbanlı kadınla birlikte oldum

vde ölü bir sessizlik hakim. Eşim Zeynep ve çocuklar, yaz tatili için annesinin evine gittiler. Kapı kapanalı beri saatler oldu ama huzurun verdiği o boşluk hissi midemde kazınıp duruyor. Otuz yaşındayım, evliyim, iki çocuk babasıyım. Normalde bu sessizliği keyifle çıkarırdım, belki bir maç izlerdim ya da uyurdum ama Zeynep gitmeden önce başımı sıkıştırmıştı. Hizmetçi gelecekmiş, evi temizleyecekmiş. “Çok titiz bir kadın, senden memnun kalacaksın,” demişti. Gülerek anlattı; Halime diye kırklı yaşlarında, türbanlı bir kadınmış. İçimden “Ne olacak yani, temizlesin gitsin,” dedim ama o kadın gelene kadar evin içindeki huzur kaçıp gitti. yollu.net

Zil çaldığında koltuktan kalkıyorum. Kapıyı açıyorum ve karşısında Zeynep’in bahsettiği Halime duruyor. Siyah, bol bir elbise, başında sıkı sıkıya bağlanmış bir türban. Yüzünde yaşına göre derin çizgiler var ama bakışlarında sert bir determinedlik. “Hayri Bey?” diye soruyor, sesi kalın, biraz hırıltılı. “Evet, buyurun Hanımefendi,” diyorum içeri alırken. Evin içindeki terliklerini giyiyor, hemen işe koyulmak istiyor gibi duruyor. “Nereden başlayayım?” diye soruyor. “Önce salon, sonra mutfak istiyorum,” diyorum ve odama doğru yöneldim. Biraz olsun yalnız kalmak, o gürültüden uzaklaşmak istiyorum.yollu.net

Yatak odama geçiyorum. Eşimin ve çocukların gidişiyle dağılan eşyalar hala yerde. Üstümü değiştiriyorum, spor şort ve bir atlet giyiyorum. Terliyorum, hava bunaltıcı. Duş almalıyım. Banyoya giriyorum, musluğu açıyorum. Sıcak su başıma döküldükçe günün yorgunluğu biraz olsun akıp gidiyor. Saçımı ıslatıyorum, sabunluyorum. Gözlerimi kapatıyorum, suyun sesini dinliyorum. O sırada kapının kulpuna dokunan bir ses duyuyorum. Sanırım Halime, temizlik malzemelerini banyoya bırakmak istiyordu.yollu.net

Kapı açılıyor. Buhar içinde gözlerimi açıyorum ve Halime’yi görüyorum. Kapıya kadar gelmiş, elinde bir paspas ve temizlik bezleri. Duraksıyor, beni duş altında görünce donup kalıyor. Ben de donuyorum. Üstümde sadece ıslak bir atlet var, şortumu çıkarıp gövdeme su tutuyorum. Halime’nin bakışları vücudumda geziniyor. Göğüslerimden karın kaslarıma, aşağılara doğru iniyor. Özür dilemesi gerekirken, içeri girip kapıyı kilitliyor. Kalbim göğüs kafesimi darp edecek gibi atıyor. Ne yaptığını şaşırmış durumdayım.yollu.net

Halime, elindeki malzemeleri lavabonun kenarına bırakıyor. Yavaşça yanıma geliyor. “Hayri Bey, sırtınızı keselem mi?” diye soruyor, sesi sanki başka bir telden, daha alçak, daha gizemli çalıyor. “Ne?” diyebiliyorum sadece. O ise hiç beklemedim bir hareketle elini uzatıyor, atletimi yukarı çekiyor. Atletimi çıkarıp kenara atıyorum. Şimdi tamamen çıplakım, suyun altında duruyorum. Halime, kenardaki kese eline alıyor, ılık suda ıslatıyor. Sırtıma dokunduğu anda ürperiyorum. Elinin dokusu kaba, sert ama hareketleri inanılmaz derecede yavaş ve dikkatli.yollu.net

Kese sırtımda dolaşmaya başlıyor. Başımı öne eğiyorum, duvara yaslanıyorum. Halime’nin diğer eli belime dolanıyor. Kese, derimi hafifçe yakıyor, acı ve zevk bir arada. Nefesim hızlanıyor. O, sırtımdan aşağılara doğru iniyor. Belimden kalçalarıma kadar keseyi sürüklüyor. Parmakları kalçalarımı sıktığında dizlerim güçsüzleşiyor. Bu, sadece bir keseleme değil. Bu, bir davet. Durumun kontrolünü kaybediyorum, arzum her şeyi bastırıyor.yollu.net

Halime, keseyi bırakıp ellerini çıplak derime koyuyor. Elleri sabunlu ve kaygan. Sırtımdan omuzlarıma, boynuma doğru çıkıyor. Boynumdan öne doğru, göğsüme iniyor. Parmak uçları göğü uçlarımı dokunduğunda inleyerek başımı geriye atıyorum. Su, yüzümden aşağı akıyor. Halime, önüme dönüyor. Gözlerimin içine bakıyor. O an, yaşına rağmen fiziksel olarak ne kadar çekici olduğunu fark ediyorum. Türbanının altından sızan birkaç tel saç, yüzüne yapışmış. Elbisesi vücudunu sarıyor, kalçalarının ve göğüslerinin hatları belliydi.yollu.net

Halime, yavaşça elbisesinin fermuarını indiriyor. Elbisesini yere düşürüyor. İçinde sadece bol bir gecelik var. Onu da çıkarıyor. Şu an banyoda, buharın içinde, iki çıplak insanız. Vücudu, yaşına göre çok iyi korunmuş. Göğüsleri iri ve ağırlıkla aşağıya doğru sarkıyor ama hala dolgun. Karın hafifçe yuvarlak, beli kalın ama orantılı. Kalçaları geniş, kadınsı. Bakışlarım onun vücudunda geziniyor. O da benimkine bakıyor, üyemi hayranlıkla süzüyor.yollu.net

O, tekrar bana yaklaşıyor. Ellerimi boynuna dolandırıyorum. Dudaklarımız birbirine değiyor. Önce hafifçe, sonra arzulu bir şekilde öpüşüyoruz. Dudaklarımın arasına dilini sokuyor, tattırıyor. Ağzımın içinde diliyle dans ediyor, beni delice öpüyor. Ellerim belinde, kalçalarına doğru iniyorum. Onu kendime çekiyorum, vücutlarımız birbirine yapışıyor. Üyemin sertliği, karın boşluğuna baskı yapıyor. O, buna karşı koyulmuyor, tam tersine, bana daha fazla bastırıyor.yollu.net

Halime, boynumdan aşağıya iniyor, göğsüme, karınıma, sonunda üyeme kadar iniyor. Dizlerinin üzerine çöküyor. Üyemi eline alıyor, bakıyor. İri, kalın ve damarları belirgin. Elinin sıcaklığı, suyun soğukluğuna karşı dayanılmaz bir sıcaklık yaratıyor. Önce başını öpüyor, sonra dilini darbeye başlıyor. Dilinin ucu, deliğin etrafında dönüyor. Başımı geriye atıyorum, duvara yaslanıyorum. İnlemelerim banyonun duvarlarında yankılanıyor.

O, ağzına alıyor. Başını öne eğiyor, tümünü içine çekiyor. Boğazına kadar alıyor. İlk başta yavaşça, sonra hızlanıyor. Kafasını ileri geri hareket ettiriyor, her hareketinde üyemin derisi geriliyor, damarlarım daha da belirginleşiyor. Dilinin sürtünmesi, ağzının sıcaklığı, boğazının darlığı… Beni cehenneme götüren bir zevk. Ellerim saçlarına dolanıyor, kafasını tutarak kendime doğru bastırıyorum. O, boğulacak gibi olsa da durmuyor, tam tersine daha hızlı, daha derine alıyor.

Tükürük ağzından ve dudaklarından aşağı akıyor, üyemi ıslatıyor, kayganlaştırıyor. Sesler çıkıyor, “hlap, hlap” sesleri… O sesler beni daha da azdırıyor. “Evet, öyle yala, orospu,” diyorum kendimi kaybederek. O, bu sözleri duyunca daha da istekleniyor. Gözlerini yukarı kaldırıp bana bakıyor, ağzının doluluğuyle gülümsüyor. O bakış, beni tamamen bitiriyor. Boşalmak üzereyim ama durmak istemiyorum. Hala o ağzın içinde olmak, o sıcaklığı hissetmek istiyorum.

Halime, üyemi ağzından çıkarıyor. “Hayri Bey, sik beni,” diye fısıldıyor, sesi arzudan titriyor. O da dayanamamış. Onu ayağa kaldırıyorum, kucağıma alıyorum. Duvara yaslanıyorum, onu duvara yaslıyorum. Bacaklarını belime dolandırıyor. Üyemi, amının dudaklarına sürtüyorum. Islak, sıcak ve zaten hazırlanmış gibi. Yavaşça içine giriyorum. Dar, sıcak ve kasılıyor. İçine girdiğimde o, inliyor. “Ah, evet,” diye fısıldıyor kulağıma.

Hızlanıyorum. Kalçalarımı ileri geri hareket ettiriyorum, her darbede duvar titriyor. O, boynuma sarılıyor, tırnaklarını sırtıma geçiriyor. Acı ve zevk karışıyor. Terimiz birbirine karışıyor. Nefesimiz kesiliyor. “Daha sert, daha sert,” diye yalvarıyor. Ben de ona daha sert veriyorum. Üyem, onun içinde gidip geliyor, her seferinde daha derine iniyor. Amının suları üyemi ve üzerimi ıslatıyor.

Onu duştan çıkarıp, banyo halısının üzerine yatırıyorum. Üzerine biniyorum. Bacaklarını omuzuma alıyorum. Bu pozisyon, daha derine girmemi sağlıyor. Tekrar içine giriyorum. O, başını iki yana sallıyor, saçları dağılıyor. Gözleri kapalı, ağzı açık, inliyor. “Sik beni, Hayri Bey, beni orospu gibi sik,” diye bağırıyor. O sözler beni çıldırtıyor. Üzerine eğilip göğüslerini emiyorum. Uçlarını ısırıyorum, o da inleyerek tepki veriyor.

Bir süre sonra onu çeviriyorum. Dört ayak üzerine yere koyuyorum. Kalçaları havada, yüzü halıya yaslı. Bu pozisyon onun daha da çekici görünmesini sağlıyor. Arkasına geçiyorum. Önce amına giriyorum, birkaç kez sertçe siktikten sonra çıkartıyorum. Parmağımla göt deliğini ıslatıyorum. Tükürük ve amından gelen sularla kayganlaştırıyorum. Sonra, yavaşça götüne girmeye başlıyorum.

Başının girmesi zorlu, o darlık ve sıkılık beni çıldırtıyor. O, hafifçe inliyor, acı ve zevk karışık bir ses. “Yavaşça,” diye fısıldıyor ama biliyorum ki o da bunu istiyor. Başını tamamen içine sokuyorum. Duraksayıp ona alışması için zaman veriyorum. Sonra yavaşça hareket etmeye başlıyorum. İlk başlarda sakin, sonra hızlanıyor. Her darbede o daha yüksek sesle inliyor. Götü, amından daha dar ve sıcak. Kasılıyor, üyemi sıkıyor.

“Götünü sikiyorum, Halime,” diye hırıltılı bir sesle söylüyorum. O, sadece inliyor, kelimeleri unutmuş. Elleri halıyı sıkıyor, tırnakları yere batıyor. Hızlanıyorum. Kalçalarına şaplak atıyorum. Her şaplakta o, titriyor ve daha da sıvazlanıyor. Götünün içindeki o sıcaklık, o darlık… Boşalmak üzereyim ama hala devam etmek istiyorum.

Onu tekrar çeviriyorum, sırtüstü yatıyorum. Bacaklarını açıyorum, tekrar amına giriyorum. Bu sefer daha hızlı, daha sert. O, göğüslerini sıkıyor, uçlarını çekiştiriyor. Onu izlemek beni daha da azdırıyor. Yüzündeki ifade, tamamen zevkle dolu. Boşalmak üzereyim. “Boşalacağım,” diyorum. O, “İçime boşal, Hayri Bey,” diye yalvarıyor. Son birkaç sert darbeyle onun içinde boşalıyorum. Üyem, kasılıyor, döllerimi onun derinliklerine fırlatıyorum.

O da aynı anda boşalıyor. Vücudu titriyor, sıvılar amından fışkırıyor. İkimiz de nefes nefese kalıyoruz. Üzerine yığılıyorum, terimiz birbirine karışıyor. Birkaç dakika böyle kalıyoruz, sadece nefes alıp veriyoruz. Sonra yavaşça yana çekiliyorum. Üyem, sularla kaplı, hala yarı sert. Halime, yana dönüp bana bakıyor. Gözlerinde tatmin ve biraz da hayranlık var. “Teşekkür ederim, Hayri Bey,” diye fısıldıyor. Ben de gülümseyip, “Ben teşekkür ederim,” diyorum.

Kalkıyorum, duşu tekrar açıyorum. İkimiz de duş alıyoruz, birbirimizi yıkıyoruz. Sabun, su, ter ve zevk karışımı… Duşta birbirimize sarılıyoruz, öpüşüyoruz. Sonra havlularla kurulanıyoruz. Halime, elbiselerini giyiniyor. Ben de kıyafetlerimi giyiniyorum. Banyodan çıkıyoruz, salona geçiyoruz.

Salonda, Halime temizliğe devam etmek istiyor ama onu durduruyorum. “Yeterince temizledin,” diyorum. O, gülümseyip, “Peki, Hayri Bey. Ama yine de gelirim,” diyor. İçimden “Keşke her gün gelse,” diyorum ama bunu söylemiyorum. Sadece kafa sallıyorum. Kapıya kadar uğruyorum. O, kapıdan çıkarken arkasına bakıp gülümsüyor. Ben de ona el sallıyorum. Kapı kapandığında, ev yine sessizliğe bürünüyor ama bu seferki sessizlik çok farklı. Artık o boşluk hissi yok, yerine tatmin ve hafif bir suçluluk duygusu yerleşmiş.Ama bu suçluluk, çok tatlı bir suçluluk.