baldızım ablasını kıskanmış

alonun o büyük, kadife koltuğuna gömülmüş durumdayım, televizyonun sesi kısık, arka planda sadece anlamsız bir uğultu gibi akıp gidiyor. Eşim Ayşe, annesine gitmiş, saatlerdir evde kimse yok. Evin içindeki o ağırlaşan sessizlik, kulaklarımda yankılanıyor, neredeyse işitiyor gibiyim o çınlamayı. Gülay, mutfaktan gelirken ayağının takılışını neredeyse hissedebiliyorum. O, Ayşe’nin kız kardeşi. Yaş olarak benden küçük, eliniz ister ama bedenindeki o hatlar, yürürken kalçasının o salınışı, hiç de çocukça değil. Eli büyük bir bardak suyla, yüzünde o her zamanki hafif, kışkırtıcı gülümsemesiyle yanıma geliyor. Üstünde dar bir beyaz tişört var, altında ise kısa bir şort. Şortun paçaları o kadar yukarıda ki, bacağını açtığında uyluklarının o pürüzsüz, bembeyaz tenini net görüyorum. O ten, bana bakıyor, beni çağırıyor. yollu.net

“Enişte, bir şeyler ister misin?” diye soruyor, sesi alçak, biraz da şımarık ve gizemli.yollu.net

Başımı sallıyorum ama gözlerim onun üzerinden ayrılamıyor. Bardağı masaya bırakırken eğiliyor, o an tişörtünün yakasından içini, o koca göğüslerini net bir şekilde görebiliyorum. Sütyen takmıyor, memelerinin uçları ince bezin altında belli oluyor, sertleşmiş gibi duruyor. Kalbim bir anda göğüs kafesime vurmaya başlıyor, ritmi kaçmış. O da bunun farkında gibi bana bakıyor. Gözleri, benimkinin içine işliyor, beni okuyor. Ortadaki o görünmez sınır, o ahlak duvarı, sessizliğin ağırlığıyla çatırdıyor, yıkılmaya hazır.yollu.net

Gülay, koltuğun koluna yaslanıyor, bana çok yakın. Bacağımı oynatıyorum, havada asılı duran ayağım şans eseri dizine değiyor. O çekilmiyor. Aksine, bacağını benimkine doğru itiyor, sürtünme yaratıyor. Dokunma noktasındaki ten ısısı, benim bedenimden ona, ondan bana geçiyor gibi elektrik çarpıyor. Nefesim biraz daha hızlanıyor, boğazım kuruyor. Elimi kaldırıp masadaki sudan bir yudum alıyorum ama bardak titriyor parmaklarımda, kontrolü kaybediyorum.yollu.net

“Ev çok sessiz olmuş,” diyor Gülay, sesi biraz daha fısıltıya dönüşüyor, kirpiklerini oynatarak. “Ayşe ne zaman döner?”

“Bilmiyorum,” diyorum, sesim boğuk, istemsizce geliyor. “Birkaç saat daha geçer. Bize yetişir.”

Gülay gülüyor, o gülüşü sadece dudağında değil, gözlerinde de, bedeninde. Biraz daha yaklaşıyor, şimdi aramızda sadece birkaç santim var. O parfüm kokusu, yasemin ve biraz da terin o erotik karışımı, burnumu dolduruyor, başımı döndürüyor. Beyaz teni, salonun loş ışığında parlıyor, pürüzsüzlüğüyle büyülüyor. Elimi istemsizce uzatıyorum, onun elinin üzerine koyuyorum. Eli sıcak, avucu yumuşak ama bunun altında bir tutku var. Parmaklarımı sıkıştırdığında o da parmaklarımı sıkıyor, geri çekilmiyor, aksine beni kendine çekiyor.

“Enişte…” diye mırıldanıyor, ismimi telaffuz edişi bir inleme gibi, öylesce erotik. “Biliyorsun ne istediğim. Neden bekliyoruz?”

O an her şey duruyor. Televizyonun sesi, dışarıdaki trafiği, aklımdaki tüm mantık kuralları, tüm ahlaki değerler hepsi siliniyor. Sadece Gülay var, o bakışları, o dudağı, o bacağımın üzerindeki bacağı. Kalkıp onu kucaklamanın o anlık, mantıksız ama dayanılmaz dürtüsüyle ayağa kalkıyorum. O da ayağa kalkıyor, boyu bana kadar geliyor. Yüzlerimiz birbirine yakın, nefeslerimiz karışıyor, birbirimizin kokusunu içimize çekiyoruz. Dudakları aralanıyor, pembe, ıslak ve davetkar. O dudaklar, beni bekliyor.

Dudaklarımı üzerine koyuyorum. Önce hafifçe, tadına bakıyormuş gibi, sonra daha sert, daha açgözlü, daha hayvani. Gülay hemen karşılık veriyor, dili ağzıma giriyor, benim dilimi emiyor, ısırıyor, saçlarımı çekiyor. Ellerim belinde, o dar şortunun üzerinde geziniyor, tenini hissediyorum. Kalçalarını avuçluyorum, sertçe sıkıyor, ellerimi gömüyorum. O inliyor, boğazından çıkan o ses bir kedi gibi ama daha derin, daha erotik, beni çıldırtıyor. Elleri gömleğimin yakasını açıyor, düğmeleri tek tek çözüyor, aceleyle, göğsüme, karınıma dokunuyor, tenime değmek istiyor.

Tişörtünü yukarı çekiyorum, başından çıkarıp bir yana atıyorum. Karşısında o muazzam göğüsleri duruyor, meme uçları sert ve havada, beni çağırıyor. Eğilip sol memesini ağzıma alıyorum, dilimle ucuyla oynuyorum, ısırıyor, emiyorum. Gülay başını geriye atıyor, saçları omzlarına dökülüyor, elleri saçımı okşuyor, başımı bastırıyor.

“Ah, enişte,” diyor fısıldayarak, sesi tutuk, arzu dolu. “O kadar çok istedim bunu… Seni düşünerek kendimi parmakladım gecelerce, sana gelerek boşaldım.”

O sözler kanıma ateş gibi gidiyor, beynimi yakıyor. Onu daha sert sıkıyorum, dişlerimi memesine geçiriyor, hafifçe acıtıyorum. O çığlık atıyor, acı ve zevk karışık bir ses, o ses beni daha da azdırıyor. Şortunun lastiğini aşağı çekiyorum, o da yardımcı oluyor, belini kaldırıyor, şortu ve külotunu ayaklarından çıkarıp kenara fırlatıyor. Şimdi önümde tamamen çıplak, o harika bedeniyle duruyor. Amı, o pembe, tıraşlı, ıslak amı, beni bekliyor, gözümün önünde parlıyor.

Onu koltuğa itiyorum, sırtını koltuğa veriyor, bacaklarını açıyor, her şeyini bana sunuyor. O manzara, o açıkta duran am dudakları, o ıslaklık, o hafif şişkinlik, beni delirtiyor. Dizlerimin üzerine çöküyorum, yüzünü amına gömüyorum. Kokusu o kadar yoğun ki beynim uyuşuyor, o feromon kokusu beni baştan çıkarıyor. Dilimi am dudaklarının arasına sokuyorum, yukarıdan aşağıya yalıyorum, tadını çıkarıyorum. Gülay kalçalarını yukarı kaldırıyor, elleri saçımı sıktıkça sıkiyor, kafamı amına bastırıyor, boğulmak istiyorum.

“Yala, enişte,” diye bağırıyor, sesi titriyor. “Amımı yala, şu an! Dilini içime sok, beni yala!”

Dilim içine girip çıkıyor, o tatlı, tuzlu suları emiyorum, içiyorum. Klitorisini buluyorum, dille hızlıca vurmaya başlıyorum, yuvarlak hareketlerle. O inliyor, çığlıklar boğazında düğümleniyor, boşalmak üzere. Vücudu kasılıyor, kasılıyor ve boşalıyor. Amı kasılıyor, sıvılar yüzüme akıyor, beni yıkaıyor. Onu boşaltırken durmuyorum, dilimle her santimini tatıyorum, o noktayı zorluyorum. O titreyerek duruluyor, nefes nefese, gözleri kaymış.

“Yeter,” diye hırlıyor, saçımdan çekip kafamı yukarı kaldırıyor, yüzüme bakıyor. “Şimdi sik beni. Artık dayanamıyorum.”

Kalkıp pantolonumu ve boxerimi aşağı çekiyorum, yarak dışarı fırlıyor, sert, kocaman ve damarlı, hazır bekliyor. Gülay gözünü ona dikiyor, yutkunuyor, açgözlülükle bakıyor. Elini uzatıp okşuyor, sıvazlıyor, sonra ağzına alıyor. Dudakları başını sarmış, kafasını emiyor, dili deliğinde dolanıyor, beni çıldırtıyor. Başı geriye gidiyor, boğazına kadar alıyor, boğazını kullanıyor. O manzarayı izlerken kendimden geçiyorum. Sanki yanan bir yarağa serin su sürüyor gibi, o ıslaklık, o sıcaklık harika.

“Geldi,” diyor ağzından çıkarıp, ağzından salyalar akıyor. “Amımı sik beni. Hemen!”

Koltuğa, üzerine doğru uzanıyorum. O bacaklarını omuzlarıma alıyor, amı tam önümde, ıslak ve aç, beni bekliyor. Yarağımı başını am dudaklarına sürtüyorum, ıslanıyor, kayganlaşıyor, o sularla ıslanıyor. Sonra bir anda içine giriyorum. O kadar sıkı ki, o kadar sıcak ki, yarakımın derisi kopup gidecek gibi, bir cehennem gibi sarmalıyor. Gülay çığlık atıyor, elleri koltuğun koluna yapışıyor, tırnakları deriye giriyor, acı veriyor ama zevk daha büyük.

“Ah, evet,” diye inliyor, gözlerini kapatıyor. “İşte bu! Sert sik beni! Durdurma!”

Gömemeye başlıyorum, her darbede daha derine, daha sertçe. Kalçalarımı çarpıyor, sesler odada yankılanıyor, o tok sesler beni daha da azdırıyor. Yarakım amının içinde gidip gelirken duvarlarını ovuşturuyor, o tatlı noktalarına basıyorum, her yerini dolduruyorum. Gülay başını sağa sola atıyor, gözleri kaymış, ağzı açık, salyalar akıyor.

“Enişte, beni ablamı siktiğin gibi sik,” diye hırlıyor, o sözler bir bomba gibi patlıyor odada, aklımı başımdan alıyor. “Biliyorum nasıl sikiyorsun onu. Sert, hayvan gibi sik beni! Onun gibi becer ben!”

O sözler beni çıldırtıyor, içimdeki canavarı serbest bırakıyor. Ona daha sert vuruyorum beline, yarağımın tamamı içine giriyor, ta bağırana kadar, ta rahmine kadar. O inliyor, çığlık atıyor, zevkten ağlıyor. Amı sular içinde, her girip çıkışımda şaklatıyor, o sesler müzik gibi kulaklarımda. Göğüsleri zıplıyor, elleri onları sıkıyor, uçlarını çekiştiriyor, kendine acı veriyor ama zevk alıyor.

“Devam et,” diye bağırıyor, boğazı yırtılırcasına. “Daha sert! Amımı parçala! Beni senin yap!”

Onu ters çeviriyorum, dört ayak üzerine koltuğa domaltıyorum. O kalçası, o yuvarlak, sıkı kalçası benim önümde, bir hazine gibi. Amı arkadan bana bakıyor, hala ıslak, hala aç, beni bekliyor. Tekrar giriyorum içine, bu pozisyonda daha derine iniyor, daha da sert giriyorum. Gülay çığlık atıyor, koltuğun koluna yapışıyor, ayaklarını sıkıyor.

“Ah, enişte, harika,” diye inliyor, zevkten inliyor. “Götümü de sik, istiyorum! İkimisi de senin!”

Ona bir tokat atıyorum, kalçası kızarıyor, o izi bırakıyor. Sonra parmağımı göt deliğine götürüyorum, ıslak amından sıvı alıp götünü yağlıyorum, hazırlıyorum. Parmağımı sokuyorum, o kasılıyor ama sonra gevşiyor, içimi alıyor, içini açıyor.

“Şimdi yarağımı alacak mısın?” diye soruyorum, sesim hırıltılı, heyecanlı.

“Evet, sik götümü,” diye hırlıyor, gözlerini dönük. “Sok şu an! Boşalt!”

Yarağımı amından çıkarıp göt deliğine dayıyorum. Yavaşça bastırıyorum, başı giriyor, o inliyor, acı ve zevk karışık bir ses, o ses beni deli ediyor. Biraz daha bastırıyorum, yarısı içine giriyor, o sıkılık harika. Göterinin o sıkılığı, o sıcaklığı, yarağımı boğuyor, sıkmıyor, boğuyor.

“Devam et,” diye fısıltıyor, nefes nefese. “Hepsini içime sok! Hepsini!”

Kökle diyorum, yarağımın tamamı içine giriyor, ta dibine kadar. Gülay çığlık atıyor, elleri koltuğu yırtarcasına sıkıyor, ayakları titriyor. Dinlenmeden sikip duruyorum, her darbede kalçaları titriyor, zıplıyor. Göterinin o kıvrımları yarağımı sıkıyor, boşalmak üzereyim ama durmak istemiyorum, bu sonsuza dek sürsün istiyorum.

“Boşal,” diye bağırıyor Gülay, çığlık atıyor. “İçime boşal enişte! Doldur beni!”

Birkaç sert darbe daha sonra sınırı aşıyorum. Göterinin derinliklerine patlıyorum, spermimi fışkırtıyorum içine, damarlarımdan geçiyor. O da aynı anda boşalıyor, amı kasılıyor, sıvılar aşağıya akıyor, ikimiz de sular içindeyiz. İkimiz de titreyerek duruluyor, nefes nefese, yorgun ama mutlu.

Yarağımı yavaşça çıkarıyorum, göt deliği açık kalıyor, içinden spermim akıyor, o manzara harika. Gülay yan dönüyor, yüzüme bakıyor, gözlerinde hala o arzu, o açgözlülük var, bitmedi.

“Harikaydı,” diyor, gülümseyerek, yüzü kızarmış. “Ama bitmedi, değil mi enişte? Hala sertsin.”

Eliyle yarağımı okşuyor, o hala sert, hala hazır. O eli, dokunuşu beni tekrar alevlendiriyor. Yarağım kıpırdanıyor, tekrar hayata dönüyor.

“Hayır, bitmedi,” diyorum, sesim tok, kararlı. “Seni doyurana kadar sikmeye devam edeceğim. Amını, götünü, her yerini kullanacağım.”

Gülay’in gözleri parlıyor, o sözleri duymak istiyor. Elini yarağıma daha sıkı koyuyor, sıvazlamaya başlıyor. O sert dokunuşlar, o hızlı hareketler beni tekrar zirveye taşıyor. Yarağım taş gibi sert, damarları patlamak üzere.

“O zaman bekle,” diyor, koltuğun üzerine doğru uzanıyor, bacaklarını açıyor, amını tekrar gösteriyor. “Al beni. Tekrar sok içime.”

Üzerine atılıyorum, yarağımı amına dayıyorum. Tekrar giriyorum, o ilk giriş gibi, o kadar sıkı, o kadar sıcak. Gülay inliyor, boğazından o sesler geliyor. Ellerimi göğüslerine koyuyorum, sıkmaya başlıyorum, uçlarını sıkıyorum, çekiştiriyorum.

“Sertçe,” diye hırlıyor. “Beni parçala enişte! Ablamı nasıl sikiyorsan öyle sik!”

Kelimeler beni çıldırtıyor, içimdeki vahşeti serbest bırakıyor. Çabuklamaya başlıyorum, her darbede daha sert vuruyorum. Kalçalarımız çarpışıyor, o tok sesler odada yankılanıyor, bir ritim gibi. Gülay başını sağa sola atıyor, saçları dağınık, yüzü kızarmış, terli.

“Evet, evet,” diye bağırıyor. “Şu an! Hepsi!”

Amının kasıkları kasılıyor, beni sıkıyor, boşaltmaya zorluyor. Ben de dayanamıyorum, tekrar boşalıyorum. Amının içine fışkırtıyorum spermimi, her damarımı boşaltıyorum. O da aynı anda boşalıyor, çığlık atıyor, vücudu titriyor.

Boşaldıktan sonra yere yığılıyoruz, nefes nefese. Gülay başını omzuma koyuyor, saçlarımı okşuyor.

“Enişte,” diye fısıltıyor, sesi yorgun ama mutlu. “Bunu tekrar yapmalıyız. Sık sık.”

Elini göğsüme koyuyor, kalbimi dinliyor. Kalbim hala hızlı çarpıyor, onun için çarpıyor. Bu an, bu yasak an, öylesce güzel, öylesce tatmin edici. Gülay, Ayşe’nin kız kardeşi, baldızım ama şu an sadece benim kadınım, benim fahişem. Ve onu her sikeceğim, her fırsatta.

“Tabii ki,” diyorum, onun saçlarını okşuyarak. “Seni her istediğimde sikeceğim. Amın, götün benim.”

Gülümseyerek başını kaldırıyor, dudağına bir öpücük konduruyorum. O öpücük, bir söz, bir vaat gibi. Bu gece bitmedi, biz bitmedik. Hala açız, hala istekliyiz. Ve bu gece, bu sessiz ev, bizim cennetimiz olacak.

Bir süre öylece yatıyoruz, birbirimize sarılıyor, tenlerimiz temas halinde. Gülay’ın eli yavaşça aşağı iniyor, tekrar yarağıma dokunuyor. Okşuyor, canlandırmaya çalışıyor. O dokunuş, o nazik ama arzulu dokunuş, beni tekrar alevlendiriyor. Yarağım kıpırdanıyor, uyanıyor.

“Hazır mısın?” diye soruyor, gözleri kışkırtıcı.

“Her zaman,” diyorum, gülümseyerek.

O kalkıyor, benim üzerine oturuyor. Yarağımı amına yerleştiriyor, yavaşça oturuyor. İçine alıyor, hepsini. Başını geriye atıyor, inliyor. Elleri göğüslerimde, dengesini buluyor.

“Hadi,” diye diyor. “Sik beni. Beni yönet.”

Kalçalarını yukarı aşağı hareket ettirmeye başlıyor, zıplamaya başlıyor. Ben de ona yardım ediyorum, kalçalarından tutup yukarı aşağı indiriyorum. Her hareketinde yarağım amının içinde gidip geliyor, o duvarları ovuşturuyor. Gülay inliyor, çığlık atıyor, zevkten çıldırıyor.

“Ah, enişte,” diye bağırıyor. “Harikasın! Seninle olmak inanılmaz!”

Onu izliyorum, o zıplayan göğüsleri, o kıvranan bedeni, o zevk dolu yüzü. Her şeyi kaydediyorum zihnimde. Bu geceyi asla unutmayacağım. Gülay, benim baldızım, sevgilim, sevgilim, fahişem. Onu her sikeceğim, her an.

Zaman geçiyor, biz sikişmeye devam ediyoruz. Pozisyon değiştiriyoruz, her yerini deniyoruz. Amını, götünü, ağzını, her yerini kullanıyorum. O da beni kullanıyor, beni zevke sürüklüyor. İkimiz de yorgunluk hissetmiyoruz, sadece zevk var, sadece arzu var.

Sonunda, yorgunluktan düşecek gibi oluyoruz. Gülay koltuğa yığılıyor, gözleri kapanıyor. Ben de yanına oturuyorum, elini tutuyorum.

“Enişte,” diye mırıldanıyor, uyuklarken. “Bu gece… harikaydı.”

“Evet,” diyorum, onun elini öpüyorum. “Harikaydı.”

Onu izliyorum uyurken, o huzurlu yüzünü. İçimde bir tatmin, bir huzur var. Ama aynı zamanda bir istek daha. Onu tekrar istiyorum, tekrar sikmek istiyorum. Bu arzu bitmeyecek, bu tutku hiç dinmeyecek. Gülay benim, sadece benim. Ve onu her sikeceğim, her fırsatta, her an.

Evin sessizliği tekrar yerleşiyor ama artık o boş değil. Bizim nefeslerimiz, bizim kalplerimizin atışı dolduruyor o boşluğu. Ve bu gece, bu sessiz gece, bizim şaheserimiz olacak. Gülay ile, bu yasak, bu arzulu gece, sonsuza dek hafızamda kalacak. Onu siktim, onu doyurdum, onu benim yaptım. Ve bu, sadece başlangıçtı.