2 lezbiyen kızla muhteşem bir gün

apı zili çaldığında kalbim boğazıma atlıyor. Nefeslerim derin ve kesikli. Önümdeki aynada son bir kez kontrol ediyorum kendimi. Yirmi üç yaşındayım, bakımlı, fiziğine güvenen bir erkeğim. Siyah tişörtüm vücudumu tam olarak sarmıyor, kaslarımın hatlarını belli ediyor. Saçlarımı tespit ediyorum, hafifçe ıslatıyorum. Instagram’daki o mesajlaşma aklımdan geçiyor. Buket ve Burcu. İki kız, bir hesap. Lezbiyenler. Ve beni, bu özel akşamlarına davet etmişler. “Güzel bir akşam geçirelim mi?” yazmışlardı. Bu sadece bir içki sohbeti değil, biliyorum. Havadaki o elektrik, o gizli arzu, telefon ekranından bile süzülüp yüzüme çarpıyor.

Kapıyı açan Burcu. Siyah, dökümlü saçları, koyu rujlu dolgun dudakları ve dar bir kumaş pantolonu var. Üstünde sadece askılı bir büstiyer. Arkasında duran Buket ise daha sarı, daha açık tenli. Eteği kısa, bacakları uzun ve pürüzsüz. İkisi de beni baştan aşağı süzüyor. Burcu kenarı çekip içeri davet ediyor, hafifçe gülümsüyor ama gözleri hemen kaslarıma, belime, ardından pantolumun önüne kayıyor.

“Hoş geldin Metin,” diye mırıldanıyor Burcu. Sesi kelebek gibi hafif ama içinde bir şeyler barındırıyor.

İçeri adımımı atıyorum. Ev geniş, loş ışıklı, arka planda hafif bir ritim çalıyor. Kokuları… o tatlı, ağır parfüm kokusunu burnumun dibinde hissediyorum. Kapı arkadan kapanıyor, dış dünyanın sesi kesiliyor. Burcu yanıma yaklaşıyor, elimi sıkıyor ama parmakları avucumu hafifçe tırnaklıyor. Buket ise kanepeye doğru yürüyor, kalçasını sağa sola sallayarak. Oturuyor, bacaklarını birbirinin üzerine atıyor ve bizi izlemeye başlıyor.

“Rahat ol,” diye ekliyor Buket. “Biz de rahatız.”

Salonun ortasındaki büyük, koyu renkli koltuğa yöneliyorum ama oturmuyorum. Sadece yanına duruyorum. Burcu, arkamdan dolanarak omzuma ellerini koyuyor. “İçki ister misin?” diye soruyor, ama cevabı beklemeden bar tezgahına gidiyor. Beni de takip ediyorum. Buket hala orada, bakışları kilitlenmiş üzerimde. Burcu iki kadeh viski dolduruyor, buzları camda çınlıyor. Bana uzatıyor.

“Şimdi,” diye başlıyor Buket, sesi biraz daha alçak, komut edici. “Kuralımız basit. İlk başta sadece izleyeceksin. Dokunmadan, ses çıkarmadan.”

Kaşımı kaldırıyorum ama itiraz etmiyorum. Bu oyunun kuralları onların koyduğu. Buket ayağa kalkıyor, yavaşça Burcu’nun yanına yürüyor. Burcu dönüyor, viskiyi içiyor, kadehi masaya bırakıyor. İki kadının arasındaki hava bir anda değişiyor. Gerilim ikiye katlanıyor. Buket’in eli Burcu’nun saçlarına gidiyor, parmakları saç derisine kadar iniyor. Burcu başını geriye atıyor, boynunu açıyor.

Ben köşedeki tekli koltuğa doğru ilerliyorum. Oturuyorum. Bacaklarımı açıyorum, rahatça sırtı yaslıyorum. Önümdeki sahne başlıyor. Buket, Burcu’nun dudaklarına eğiliyor. Önce hafifçe, sürtünerek. Sonra Burcu’nun boynuna iniyor. Dudakları Burcu’nun tenine yapışıyor, emiyor, ısırıyor. Burcu’nun elleri Buket’in beline dolanıyor, eteğinin altına giriyor.

Eliyle Buket’in kalçasını sıkıştırıyor. Buket inliyor, sesi odada yankılanıyor. Benimkiler ise hala kapalı. İzliyorum. Buket Burcu’nun askılı büstiyerini yana indiriyor. Göğsü ortaya çıkıyor. Buket’in dili memenin ucuna değiyor. Daireler çiziyor. Burcu başını iki yana sallıyor, nefesi hızlanıyor. Benim nefesim de hızlanıyor ama sessizlik kuralını hatırlıyorum.

Buket dizlerinin üzerine çöküyor, Burcu’nun pantolonunu çözüyor. Fermuarın sesi o kadar yüksek geliyor ki sanki silah sesi gibi. Burcu yardım ediyor, pantolonunu ve külotunu aşağı indiriyor. Şimdi tamamen çıplak alttan. Buket’in yüzü Burcu’nun bacaklarının arasına gidiyor. Dilinin hareketlerini tahmin edebiliyorum ama tam olarak göremiyorum, sadece Burcu’nun tepkisini görüyorum. Burcu’nun gözleri kapanıyor, ağzı hafifçe açılıyor, avucunu göğsüne götürüyor.

Benim elim kendiliğinden bacağıma gidiyor. Pantolumun üzerinden sertleşmeye başlayan aleti okşuyorum. Henüz çıkarmadım, sadece sertliğini hissediyorum. Buket başını kaldırıyor, ağzı ıslak, parlayan. Burcu’ya bakıyor, sonra bana döndürüyor. “İzlemeye devam,” diye fısıldıyor. Sonra tekrar eğiliyor, bu sefer Burcu’nun klitorisine odaklanıyor. Burcu çığlık atmaya başlıyor, sesi bastırılmış bir inleme gibi.

Eğer burada duracak olsaydım, bu bir işkence olurdu. Ama kural sadece izlemek. Benim elim fermuarıma gidiyor. Dişimi sıkıyorum, çekiyorum. Sıkıntılı bir hareket ama acelem var. Pantolumu ve boxerımı aşağı indiriyorum. Sikim dışarı fırlıyor, dimdik, damarlı, hazır. Elini alıyorum, başını avucuma alıyorum. Sabunlanmadan önceki gibi kaygan değil ama zaten ıslaklık da benim elimden gelecek.

Buket şimdi Burcu’yu koltuğa itiyor. Burcu sırtüstü yatıyor, bacaklarını açıyor. Buket üzerine çıkıyor, 69 pozisyonuna giriyorlar. Buket’in kalçası Burcu’nun yüzünün tam üzerinde, Burcu’nun amı Buket’in ağzının altında. İkisi de birbirini yalıyor, emiyor, dillerini sokuyorlar. Görüntü… inanılmaz. İki kadının vücudu birbirine kenetlenmiş, deriler sürtünüyor, sesler birbirine karışıyor.

Benim elim sikimde hızlanıyor. Yukarı aşağı kaydırıyorum. Başından köküne kadar. Her yukarı hareketimde başı şişiyor, morarıyor. Pre-sperma ağzımı sulandırıyor ama yutkunuyorum. Buket’in kalçası titriyor, Burcu’nun dili onun deliğine değiyor. Buket inliyor, ağzı dolu olduğu için ses boğuk geliyor. “Ah, evet,” diye mırıldanıyor Burcu, Buket’in amına bakarak. “Daha fazla, oraya sok.”

Benim nefesim düzensizleşiyor. Gözlerim Buket’in kalçasındaki o küçük deliğe kilitleniyor. Burcu’nun dili orada, etrafını dolaşıyor. Benim sikim sızlıyor, istiyor. Elimi hızlandırıyorum, tenim tenime çarpıyor, “tak, tak” sesleri geliyor. Buket başını kaldırıyor, yüzü Burcu’nun sıvılarıyla kaplı. Bana bakıyor, gülümsüyor. “Hazır mısın?” diye soruyor ama cevabı beklemiyor. Ben zaten hazırım. Saatlerdir bekliyorum gibi hissediyorum ama sadece on dakika geçmiş.

Buket kalkıyor, Burcu’nun üzerine eğiliyor, öpüştürerek onu yere yatırıyor. Sonra Buket bana doğru yürüyor. Çıplak, harika bir vücut. Göğüsleri dimdik, karın kasları belirgin. Sikimin önünde duruyor, dizlerinin üzerine çöküyor. Elini sikime götürüyor. Soğuk parmaklarım sıcak tenime değiyor. “Büyük,” diye diyor, hayranlıkla. “Çok büyük.”

Burcu da geliyor. Yanına diz çöküyor. İkisi de sikime bakıyorlar. Buket başını indiriyor, ağzını açıyor. Dilinin ucu başıma değiyor. Elektrik şoku gibi bir his. Sonra ağzına alıyor. İlk başta sadece başı, sonra yavaşça aşağı iniyor. Boğazına kadar alıyor. Gözleri yaşarıyor ama durmuyor. Burcu ise sikimin köküne, torbalarıma odaklanıyor. Yalıyor, emiyor, her birini ağzına alıp çıkarıyor.

İki kadın, bir sik. Cennet bu olmalı. Başımı geriye atıyorum, gözlerimi kapatıyorum, ama sonra tekrar açıyorum. İzlemek istiyorum. Görmek istiyorum. Buket’in başı yukarı aşağı hareket ediyor, Burcu’nun dili torbalarımın arasında geziniyor. Buket ağzını boşaltıyor, derin bir nefes alıyor. “Sıra sende,” diyor Burcu’ya. Buket yerinden kalkıyor, Burcu’nun yerine geçiyor. Buket ise sikimin başını eline alıyor, yavaşça okşuyor, Burcu’nun saçlarından tutup kafasını sikime itmeye başlıyor.

Burcu’nun ağzı daha dar, daha sıcak. Yutkunması zorlanıyor ama hırslı. Sikim boğazına kadar giriyor, göğsünün altına kadar bastırıyorum. Benim elim Buket’in saçlarına gidiyor, onu da kendime çekiyorum. Buket, boynunu, göğsümü yalıyor. Dilinin ıslaklığını hissediyorum tenimde. “Sik beni,” diye fısıldıyor kulağıma. “Şimdi sik beni.”

Kelimeler ateş gibi yakıyor. Buket koltuğa doğru sürükleniyor, dört ayak üzerine duruyor. Kalçası havada, amı sırılsıklam, beni bekliyor. Ben arkasına geçiyorum. Elini kalçasına koyuyorum, sıkıştırıyorum. Teni ipek gibi yumuşak. Diğer elim sikime gidiyor, başını amının dudaklarına sürüyorum. Islaklık hemen kaplıyor. Yavaşça içeri giriyorum. Başım içeri girince Buket inliyor, “Ah, evet, devam et.”

Tamamen içine giriyorum. Köküne kadar. İçindeki sıcaklık, sıkılık beni çıldırtıyor. Kalçalarına tutunarak hareket ediyorum. İçeri girip çıkıyorum. Her girişimde Buket öne doğru atılıyor, sonra geriye doğru geliyor. Burcu ise Buket’in önüne, koltuğun üzerine oturuyor. Bacaklarını açıyor, Buket’in yüzünü amına doğru çekiyor. Buket sikilirken Burcu’yu yalamaya başlıyor.

Ritim hızlanıyor. Tenler çarpışıyor. “Tak, tak, tak.” Sesler odanın içinde yankılanıyor. Ben nefes nefeseyim, alnımdan terler aşağı süzülüyor. Buket’in amı beni sıkıca sarmış, her kasıldığında beni daha da içine çekiyor. Burcu, Buket’in saçlarını tutup başını amına bastırıyor. “Yala, oraya dilini sok,” diye emrediyor.

Ben hareketi durdurmuyorum. Aksine, daha sert giriyorum. Bir elimle Buket’in kalçasına tokat atıyorum. Tokat sesi yüksek, kırmızı bir iz kalıyor. Buket çığlık atıyor ama bu bir zevk çığlığı. “Daha sert,” diye bağırıyor. “Daha sert sik beni!”

Ben de zorluyorum sınırlarını. Sikimi köküne kadar sokup çıkartıyorum. Hızlanıyorum. Nefesim kesiliyor, gözlerim kararıyor ama sahneyi kaybetmek istemiyorum. Burcu’nun yüzündeki ifade, Buket’in kalçasının titremesi… her şey o kadar gerçek, o kadar samimi ki.

Sonra Buket duruyor, öne eğiliyor. “Yeter,” diye diyor, nefes nefese. “Değişelim.” Yerinden kalkıyor, bacakları titreyerek. Burcu ayağa kalkıyor, yerimize geçiyor. Buket ise Burcu’nun yerine, koltuğa oturuyor, bacaklarını açıyor. Burcu bana dönüyor, dört ayak üzerine yatıyor. Kalçası daha dolgun, daha geniş. Arkasına geçiyorum.

Elini kalçasına koyuyorum, ayırıyorum. Amı şişkin, pembe, ıslak. Sikimi başına getiriyorum. Bu sefer daha sert giriyorum. Tek hamlede köküne kadar. Burcu bağırıyor, “Ah, bebeğim, sikiyor beni!” Buket ise Burcu’nun ağzını kendi amına götürüyor. “Yala beni,” diye diyor. “Onun seni sikerken beni yala.”

Görüntü harika. Burcu’nun kalçası her vuruşumda titriyor. Buket’in bacakları Burcu’nun boynunun iki yanında. İki kadın birbirine bağlı, ben onları yönetiyorum. Sikim Burcu’nun içinde gidip gelirken, Buket’in amından akan sıvılar Burcu’nun yüzüne akıyor. Ben daha da sert giriyorum, elimle saçlarından tutup Burcu’yu kendime çekiyorum.

Saatin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Sadece bedenler, ter, sıvılar ve inlemeler var. Buket tekrar ayağa kalkıyor, bana doğru geliyor. Öpüştürerek beni durduruyor. “Sıra bende,” diye diyor ama bu sefer farklı bir istek var gözlerinde. “Ama arkadan istiyorum.”

Kalbim bir kez daha hızla çarpıyor. Buket, koltuğun sırtına yaslanıyor, kalçasını bana doğru çeviriyor. Elini kalçasını ayırıyor, o küçük deliği ortaya çıkarıyor. Burcu ise yanımıza geliyor, eline bir şişe kayganlık alıyor. Soğuk sıvı Buket’in götüne akıyor, parmağıyla yayıyor. Sonra sikime de sürüyor.

“Hazır mısın?” diye soruyorum Buket’e. “Hazırım,” diye cevap veriyor, sesi titrek ama kararlı. Başımı deliğine dayıyorum. Yavaşça bastırıyorum. Direnç var ama kayganlık işe yarıyor. Başım içeri giriyor. Buket nefesini tutuyor, parmakları koltuğun derisine gömülüyor. “Devam et,” diye diyor dişlerinin arasından.

Yavaşça ilerliyorum. İçerisi sıcak, dar ve inanılmaz derecede sıkı. Köküne kadar girdiğimde Buket uzun bir inleme çıkarıyor. “Ah, şimdi… şimdi sik.” Harekete başlıyorum. İçeri girip çıkıyorum. Her hareketimde Buket’in kasılmalarını hissediyorum. Burcu ise Buket’in altına yatıyor, amını yalamaya başlıyor. Sikim götüne girerken Burcu’nun dili amında.

Bu çok fazla. Uyarılmak sınırdayım. Ama durmak yok. Ritmi hızlandırıyorum. Götünü sikerken kalçasını tokatlıyorum, Burcu ise amını emiyor. “Boşalacağım,” diye diye düşünüyorum ama ses çıkarmıyorum. Buket’in kasılmaları artıyor, inlemeleri yükseliyor. “Ben de,” diye diyor. “Hadi, birlikte.”

Buket titreyerek boşalıyor, amının kasılmaları Burcu’nun yüzüne çarpıyor. Ben de dayanamıyorum. Sikim götünün içinde patlıyor. Damlalar içine fışkırıyor. Nefesim kesiliyor, gözlerim kararıyor. Sonra yavaşça çıkıyorum. Götü açık, kırmızı, içimden akan sıvılarla dolu.

Burcu hemen oraya atılıyor, Buket’in götünü yalamaya başlıyor. İçimden akanı yutuyor, emiyor. Buket titremeye devam ediyor. Ben ise yere düşüyorum, sırtımı duvara yaslıyorum. Sikim hala dimdik, kan dolu. Boşalmama rağmen inmiyor.

Buket toparlanıyor, yanıma geliyor. Başını omzuma koyuyor. “Harikaydı,” diye fısıldıyor. Burcu da bize katılıyor, diğer tarafta. “Hala bitmedi mi?” diye soruyor, sikime bakarak. Gülümsüyorum. “Hayır,” diye cevap veriyorum. “Hala çok daha var.”

Odamızdaki hala o ağır, tatlı koku var. Vücutlarımız terden, sıvılardan parlıyor. Ama bu sadece başlangıç. Gece henüz genç. Ben sikime bakıyorum, dimdik, hazır. Onlara bakıyorum, ikisi de çıplak, tatmin olmuş ama gözlerinde hala o açlık var. “Peki,” diye diyorum. “Sıradaki sen, Burcu.”

Burcu gülümsüyor, ayağa kalkıyor. “Beni bekletme,” diye diyor. Ve sahne yeniden kuruluyor. Bu gece uzun, çok uzun olacak.